Huzur Sokağı
Huzur Sokağı artık klasik bir roman. Yıllardır, onbinlerce genç tarafından okunup, satış rekorları kırmış, gençlerin hayata bakışlarını değiştirmiş bir kitap. Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı adlı romanını orta 3. sınıfta okumuştum.
Huzur Sokağı artık klasik bir roman. Yıllardır, onbinlerce genç tarafından okunup, satış rekorları kırmış, gençlerin hayata bakışlarını değiştirmiş bir kitap. Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı adlı romanını orta 3. sınıfta okumuştum.
Bugün dünyanın bazı coğrafyalarında insanlık onuruna yakışmayacak şekilde sefalet içinde yaşayan yoksullar vardır. Yine dünyanın bazı yerlerinde de bu yoksullara seyirci kalan büyük çapta zenginlerin olduğu da bilinmektedir.
Böbürlenme, kendini beğenme ve çok defa bir fâikiyet mülâhazası içinde bulunma diyebileceğimiz kibir, kişinin, bir kısım farklı özellikleri varmış gibi davranması, oturuşu-kalkışı, nefes alıp verişi, el-ayak hareketleri ve mimikleriyle hep bir farklılık peşinde bulunması, farklılık soluklanması, üstün bir karakter olduğunu ifade etmeye çalışması…
Peygamber Efendimiz’in (sas) yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık ve neşe ifadesi vardı. Resulullah âdet üzere kullanılan hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
Hayırlı evlat anne ve babanın amel defterini açık tutacak önemli bir manevi kazanç kapısıdır. Okuduğu her sure, getirdiği her salavat ve ettiği her dua o niyet etmese de anne ve babasının amel defterine anında kaydedilir.
İslam ve insanlık adına birleşme ve dayanışmanın tam zamanında bazı kimselerin “Araplar bizi arkamızdan vurdular” hikayesini gündeme getirmelerine isyan eden sevgili Metin Boşnak, ABD’den şu yazıyı göndermiş:
“… Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim”… (En’am-162, 163)
Bu makalede Bediüzzaman Said Nursi’nin (rh.a) Risale-i Nur Külliyatı’nın, Kur’ân Tefsiri bakımından yerini özetlemeye çalışacağım. Bu konuda gelen başlıca soruları şöylece sıralayabiliriz:
Vasf-ı cemâl-i cânân nutk u beyâna sığmaz
Şerh-i kemâl-i hüsnü iki cihâna sığmaz
Sîmurg-ı cân-ı âşık her bir havâda uçmaz
Pervâz-ı şeh-peri çün heft-âsümâna sığmaz
“مَثَلُ المُؤْمِنِينَ في تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالحُمَّى”
Nu’man İbnu Beşîr (r.a.) anlatıyor: “Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki:
“Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte mü’minlerin misâli, bir bedenin misâlidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.”